Title Image

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

unnamed (2)

 

Kendine bile garip gelen düşüncelerin ve eylemlerin esiri olmak..Bir hastam, obsesif kompulsif bozukluğu böyle tanımlamıştı. Ne kadar güzel bir tanım..

Gerçekten de OKB (obsesif kompulsif bozukluk, saplantı zorlantı bozukluğu ya da halk arasındaki adıyla takıntı hastalığı) böyle bir ruhsal hastalık. Kişinin aklına istemsizce gelen ve kendine çoğu kez anlamsız ve saçma gelen düşüncelerin yarattığı sıkıntıyı, çeşitli tekrarlayıcı davranışlar ve hareketlerle rahatlatmaya çalışmasıyla karakterize bir bozukluk.

 

OKB hastalarında obsesyonlar(yani takıntılı düşünceler) ve kompulsiyonlar(yani zorlantılı davranışlar) birlikte ya da tek başına görülebilir.

Obsesyonlar istenmeyen, tekrarlayıcı, rahatsız edici düşünceler ve görüntülerdir. Kişide kaygı ve huzursuzluk duygularına neden olurlar. Obsesyonların en sık görülen temaları şunlardır:

  • Bulaş ya da kirlenme korkusu: Örneğin kapı kollarını tutmanın ya da insanlarla el sıkışmanın oradan kir ya da mikrop bulaşacağı düşüncesine neden olması, sokakta çöpün yanından geçerse oradaki pisliğin kıyafetlerine yerleşeceği fikri
  • Birşeyleri doğru, düzenli ya da simetrik hale getirmek mecburiyetinde hissetmek: Kapıyı kapatıp kapatmadığından ya da ütüyü fişten çektiğine bir türlü emin olamamak, eşyalar simetrik ve düzenli değilse yoğun sıkıntı hissetmek
  • Cinsel ya da dini konularda istenmeyen, uygunsuz düşünceler:  Namaz kılarken ya da dua ederken akla uygunsuz düşünceler ya da küfretmekle ilgili düşünceler gelmesi, cinsel içerikli  ve kişiyi rahatsız edecek görüntüler ya da düşüncelerin akla üşüşmesi
  • Kendine ya da başkalarına zarar vermekle ilgili korkutucu ya da saldırgan içerikli düşünceler: Çocuğunu ya da bir sevdiğini öldürebileceği şeklinde korkutucu düşünceler,  aslında kendini öldürmek gibi bir niyeti olmamasına rağmen intihar eder miyim endişesi.

 

Kompulsiyonlar ise tekrarlayıcı ve yapmak zorunda hissedilen davranışlardır. Bu davranışlar bazen obsesif bir düşüncenin yarattığı endişe ve huzursuzluğu gidermek için, bazense olması istenmeyen bir olayı engellemek düşüncesi ile yapılır ve kişiye haz vermez.  Ya mantıksız ya da aşırılık içeren davranışlardır. En sık görülen kompulsiyonlar ise şunlardır:

  • Temizleme, yıkama: Dışarıda herhangi bir yere dokunduğu için ellerini defalarca yıkama, okuldan gelen çocuğunu kapı önünde soyarak tüm kıyafetlerini makinada yıkama ve çocuğu hemen banyoya sokma
  • Kontrol etme: Kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden emin olmak için defalarca kapıya geri gitme, ütüyü fişten çekip çekmediğini görmek için eve geri dönme
  • Sayarak yapma ya da sayma: Ailesine zarar gelmemesi için her eylemi 5 kere tekrar etme
  • Düzenleme: Tüm eşyaları simetrik hale getirme
  • Çevresinden sürekli güvence isteme: Emin olamadığı konularda çevresinden, sürekli soru sorarak ve kontrol ettirerek güvence arama
  • Katı bir rutin izleme: Herşeyi aynı saatte ve aynı şekilde yapmaya çalışmak, rutinin dışına çıkarsa kötü şeyler olacagina inanmak

 

Bütün bu belirtiler çeşitli düzeylerde görülebilir. Kişiyi rahatsız etmeyecek kadar hafif olabileceği gibi, tüm hayatını ve işlevselliğini bozacak kadar şiddetli de olabilir.

Bu hastalık için  benim klinik olarak gözlemlediğim en önemli risk faktörü ailede  OKB’li bir kişinin olması. Bu davranışlar öğrenildiği için, ailedeki OKB’li kişinin tedavisi  başta kişinin kendisi olmak üzere, çocuklar dahil tüm bireyler için önemli hale geliyor.

 

Tedavi için klinik pratiğimde en çok tercih ettiğim yöntem ilaç tedavisi+psikoterapi olsa da kişinin özel durumu nedeniyle ilaç ve terapiyi tek başına kullandığım da olur.

OKB’li hastalar belirtilerinden utandıkları için ya da başkalarına garip geleceği düşüncesi nedeniyle sıklıkla tedaviye çok geç başvururlar. Yazıyı okuyan OKB’li hastalar ve yakınlarına şunu hatırlatmak istiyorum, OKB tedavi edilebilir bir kaygı bozukluğudur. Sizin gibi belirtilere sahip bir çok kişi var ve tedavi olmaktalar, yani yalnız değilsiniz.

 

Hepinize mutlu ve huzurlu günler diliyorum.

Dr. Makbule Esra Koçak